Fitoterapist Ecz. Mustafa AYDINER
Obezite ve Doğal Beslenme
Her gün eczaneme onlarca kişi nasıl zayıflarım, iştahımı kesmek için neler yapmalıyım, hangi besinleri kullanmam beni zayıflatır, yada oğlum kızım çok kilo aldı acaba obezmi oldu, nasıl kilo almasını durdurabilirim, gibi bir sürü sualle muhatap oluyorum. Memleketimiz acaba Avrupa ve Amerika gibi obezler ülkesi mi oluyor diye zaman zaman kendime soruyorum. Bunlardan bir kısmı moda ve görüntü için zayıflamak istiyor, bir kısmı çabuk yorulduğu eğilip kalkamadığı için, bir kısmı yakalandığı şeker hastalığı veya kalp hastalıkları için, bir kısmı lipit ve kolestrol problemleri için vb. sağlık problemleri için zayıflamak istiyor. Şişman kişilerde en fazla görülen bu gibi sağlık problemleride insanların kilo vermelerinin kaçınılmaz olduğunu görmüşler ve kilonun sağlık problemi yarattığını geçte olsa anlamışlardır.
Meseleye nasıl kilo verebilirim şeklinde bakmamalıyız. Obez nasıl oluyoruz bence ona bakmalıyız ve İslami yeme sistemimizi kaybedişimize bakmalıyız. Ayakta yemek, ayakta su içmek, bol tuzlu yemekler, bol yağlı yemekler, gazlı ve şekerli meşrubatlar en önemlisi hazır yiyecekler, hazır çorbalar, fast food restaurantları, aparatif hazır yiyecekler, hazır yiyeceklerinde raf ömürlerinin yükseltilmesi için bir sürü katkı maddeleri ilave edilmesi sağlık ve obezite açısından hep negatif etki eden etmenler oluşturuyorlar. Tabii gübre yerine sentetik gübreler, tarla ekimi yerine sera ekimi ve tohumuna kadar bu misalleri malesef çoğaltabiliriz. Eskilerle sohbetlerimizde yediğimiz sebzelerin rayihalarının yok olduğunu, Çengelköy salatalığı dendiğinde 100 metre öteden kokusunun geldiğini, Adapazarı patetesinin pişirirken kokusunun evin dışına taştığını, domates, patlıcan, soğan, turp gibi sebzelerin artık görmeden tanınmadığın, pazarlarda sanki bir çeşit esans dükkanına girmişçesine sebze ve meyvelerden kokular yayılırken şimdi ise bunun olmadığını mütala etmekteyiz. Hulasa eskiden sofralarda meyve suları ve kaynak sularımız yerine gazozlu içecekler almış buda böbrek hastalıklarından tutunda obezitenin sağladığı bir sürü sağlık sıkıntılarına sebep olmaya başlamıştır. Amerika ve Avrupa bu şekilde yiyeceklerini hazır hale getirmesinin faturasını bir sürü hastalıklarla mücadele ederek ödemektedir. Biz ne çabuk bunlara uyduk, dün yiyecek maddeleri ve üretimi kendine yeten bir ülke iken ekonomik politikalar, tarım politikaları, hormonlu et ve 1 ayda oluşan hormonlu tavuk civcileri artık bu ülke vatandaşları yemek zorunda bırakılmıştır. Bu tür ülke vatandaşın sağlığı ile oynayan ülke politikalarınıda önlememiz gerekmektedir.
İslamiyette tıbb-i nebevi ile kayıt altına alınmış yemek adabı vardır. Sizin gıdanız sizin ilacınız sizin ilacınız sizin gıdanız olmalıdır. Sağlıklı beslenme yönünde şu prensipleri sayabiliriz.
1. Tabii gıdalar tüketiniz (tarım ilaçsız olmalı ve sentetik gübresiz olmalı).
2. Değeri yüksek gıda olan ürünler tüketilmelidir, kepekli ekmek, cilasız prinç gibi.
3. Meyvelerin ve sebzelerin genetiği ile oynanmamış, ve ilaçsız olanları yenmelidir.
4. Taze, yaş, fazla pişirilmemiş, kuru olanların renkleri bozulmamış olanlar yenmelidir.
5. Düzenli yemek yenmeli, midenin 1/3 su, 1/3 hava ve 1/3 yemek olacak şekilde yenmelidir.
6. Sabah ve ikindi yemeği ile iktifa edilmelidir.
7. Yemekten 15 dakika veya yarım saat önce meyve yenmelidir.
8. Yemeğe başlarken çok az bir tuz, bitirirkende çok az bir tuz ile yemek bitirilmelidir.
9. Yemekte kullanılan tuz rafine olmamalıdır.
10. Glikoz, mısır, ve jelatinden yapılmış şeker yenmemelidir. İlim adamları şeker için “ölü bir besindir demektedir”. Mesela Dr. Waerlan “ şeker halkın bir numaralı düşmanıdır”, Dr. A. Vogel “şeker kalsiyum hırsızıdır”, Dr. Legoff “ Fransada her yıl 1 yaşına varmadan ölen çocukların yarısından fazlasının biberona konan şekerden olduğunu” söylemektedirler.
11. Şeker kamışı, şeker pancarı, bal ve pekmez gibi doğal gıdalar tüketilmelidir.
12. Zeytinin ilaç ile siyahlandırılmışı yenmemelidir.
13. Mümkün olduğu kadar tabii ve organil gıdalar tüketilmelidir.
14. Fındık yağı, zeytinyağı ve halis tereyağının dışında yağ tüketilmemelidir.
15. Her gün 2-3 km terliyecek kadar yürümeli, yapamayanlar evde mutlaka spor yapmalıdırlar.
16. Bol oksijen alarak gıdaların vücuda yararlı hale getirilmesi temin edilmelidir.
17. Sentetik ilaç tüketiminde dikkatli olunmalıdır. Gereğinden fazla ilaç kullanılmamalıdır. Bazı sentetik ilaçların hormonlara yaptığı etkiler sebebi ile çok kısa zamanda hormonal kilolar kazandırabiliyorlar. Bu yüzden doktorunuza mutlaka danışın.
Bence günümüzde insanlığa yapılabilecek en büyük soykırım besin maddelerinin rafine edilmesi, yiyeceklere kimyasal maddelerin ilave edilmesi, hormonlu et ve bitkilerin sunulmasıdır. Cenab-ı Hakkın bizim için gönderdiği besinleri bozmayalım ve vücut kimyası ilede oynamayalım.
Obez olmamak ve hasta olmamak için şifalı bitkiler ve tabii, organik gıdalarla beslenelim. Vücudumuzun direncini artıralım, arabalar, asansörler yerine ayaklarımızı kullanalım.
Obeziteden kurtulmak ve belli miktarda kilo vermek için bilinen bazı formülleri hatırlatacağım. Öncelikle beyaz ekmek, yağlı etler, rafine ve unlu gıdalar, tatlılar, konserveler, hazır çorbalar, tuzlu gıdalara dikkat edilmelidir.
1. Bir kavanozun yarısına kadar biberiye konur. Üzeri elma sirkesi ile doldurulur. 3 hafta sık sık çalkalayarak ayazda bekletilir. Sabah- Akşam yarım veya 1 fincan içilir. Gerekirse balla tatlandırılabilir.
2. 1 kaşık toz haline getirilmiş ayrık otu ve kırk kilit otu, 3 kaşık funda yaprağı karıştırılır.Kaynayan 3 bardak suya 1 çay kaşığı bu karışımdan konur. 5 dakika kısık alevde kaynatılır. Sabah,öğle ve akşam yemekten önce içilir.
3. Daha komplike hazır bitkisel karışımlar için www.devasifa.com adresindeki mateli karışımlar değerlendirilebilir.
4. 3 çay kaşığı sanadaroz sakızı, 1 yemek kaşık kitre, 1 çay bardağı elma sirkesine konur. 1 hafta bekletilir, 3 defa 1 çay kaşığı içilir.
Sağlıklı, obezite problemi olmayan bir yaşam insalığın Allah c.c tarafından kişilere verdiği doğal hakkıdır bunu hep beraber korumaya özen göstermeliyiz.


